Galatasaray kötü
TOLGA POZAM

TOLGA POZAM

Galatasaray kötü

24 Kasım 2018 - 01:24

Söylenecek en açık şeyi, ilk başta söylemek lazım:

Galatasaray kötü.

Sezon başından bu yana, Galatasaray’ın neden iyi oynamadığını, neden eski gücünde olamadığını, neden istenen performansı sergilemediğini; yaklaşık olarak her hafta benzer cümleler sarf ederek anlattık.

Bugün Galatasaray, maçın hiçbir dakikasında gol atacakmış hissiyatı vermedi, veremedi.  Zaten atılan gol de Konyasporluların ikramı oldu.  Bütün maç boyunca etkisiz orta rekorunu kıran Mariano, bir tane tehlikeli orta yaptı, orada da 3 top bilardo oynarcasına golü Konyasporlulara attırmış oldu.

Aslına bakarsanız, bugün maçın sıkıntılı geçeceğini tahmin ediyordum.  Aykut Kocaman’ın üçüncü Konyaspor döneminin ilk maçı.  Aykut Kocamanın takımlarının özellikle defansif takım oyununu çok iyi oynadığını da biliyoruz.  “Önce yemeyelim, sonra atalım” felsefesi ile futbol oynatan bir Teknik Direktör.

“Önce yemeyelim”, diye düşünerek oynayacak bir takıma karşı; belki de Galatasaray tarihinin uzun zamandır görmediği kadar zayıf bir “Forvet” hattı ile sahaya çıkıyorsunuz.  Kadrodaki hiçbir “ben forvetim” diyen oyuncudan ben bir etki beklemiyordum.  Zaten tüm maç da gördük, ne kaleci Serkan’ı zorlayan bir pozisyon var, ne de pozisyona girme çabaları. 

Onyekuru, defans arkasına tek bir koşu yapmadı ki; Selçuk ya da Feghouli ya da Fernando defans arkasına pas atsın.  Eren Derdiyok, ileride hiçbir akıllı çapraz koşu yapmadı ki orta sahadan topu sürükleyip herhangi bir Galatasaraylı o bulacağı boş alanlarda pozisyon yaratsın.  Forvet denilen ileri üçte birlik bölümün, oyuna 90 dakika boyunca adam akıllı tek bir katkısı yok. Buna sonradan giren Muğdat da dahil.  Diyorum ya, Galatasaray formasını giymiş olmak, Muğdat’ın kariyerinde “Bir zamanlar Galatasaray’da oynamıştı di mi?” dedirtecek ileride, o kadar.

Orta Saha bugün Selçuk, Feghouli ve Fernando’ya emanetti.  Onlar da ağırlıklı olarak ya kendi aralarında, ya da geriye top vererek oynadılar.  Ama onlar da ne yapsınlardı?  Kadroda bir Drogba vardı da ona mı pas atamadılar? Bir Ümit Karan vardı da mı pas atamadılar? İleride pas alamayan bir oyuncuya sen ne pas atmaya çalışırsan çalış olmaz.  Hele ikinci yarı, Eren Derdiyok bir ara aldığı 3-4 pası üst üste nasıl yedi?  Top ayağına geldi, sekti, ayağına geldi tutamadı.  Onyekuru zaten çizgiden başka bir yerde topla buluşma şansı yaratamadı kendine.

Siz bana ne Orta Sahasından bahsediyorsunuz?  Bu takımda Hagi de, Sneijder de, Cantona da, Zidane da “bir etki yaratamadı” dedirtirdi; çünkü etki yaratmalarına imkan sağlayacak bir forvet hattı yok!  Bugün takımda bir tek Feghouli’yi beğendim.  Belhanda’nın 10 maçta yaptığı katkıları tek maçta yaptı, ve aslına futbol seyir zevkini de yükselten bir takım güzelliklere de imza attı.

Defans derseniz, evlere şenlik!   Konyaspor bu maçı rahatlıkla 2-0 alabilirdi.  Defans sürekli arkaya adam kaçırdı.  Hele o Jahovic, ne pozisyonlara girdi de atamadı.  Eminim bizim forvetimiz “keşke o pozisyona ben girseydim” diye hayıflanmışlardır.  Ama Jahovic doğru zamanlamalar ve koşular yaparak defansı sürekli deldi geçti; siz ne yaptınız diye sorarım Galatasaray forvet hattına.

Ve MusleraKendine hala aşırı güveniyor ve bu da hatalar yapmasına sebep oluyor.  Daha dikkatli olmalı.  Ama işte, ona da kızamıyorum çünkü bu akşam yine çok kurtardı.  Defansın hatalarını Muslera kapatıyor bir şekilde, ama yüreğimiz de ağızımızda izliyoruz maçı.

Muslera’nın kurtarıcılığına rağmen Konyaspor’un direkten dönen topundan da bahsetmek lazım.  Birazdan geleceğim penaltı pozisyonu olmasaydı bile; o top birkaç milim daha içeri doğru gideydi, gol olurdu.   Konyaspor zaten golü attı atıyordu.  Hele o şansa attığımız golden sonra, Selçuğun da oyundan çıkmasıyla, Konyaspor penaltıya kadar olan bölümde akın akın geldi.  Kendi evimizde resmen 1-0’ın üzerine yattık.  Galatasaray hiçbir zaman 1-0 gibi bir skorun üzerine yatmamalı!  Yatarsan, işte böyle üzülürsün.  Ama sanırım takım da ikinci golü atamayacağının farkındaydı ki, geriye çekildi.

Ve gelelim herkesin dilindeki penaltı pozisyonuna.  Kendi çevremde bu tarz pozisyonlarda objektif yorumlarım ile tanınırım.  Pozisyonu tarafsız gözle görmek için pozisyondaki oyuncuların yerini değiştiririm. Misal bu pozisyonun aynısı bir Galatasaray forvetine yapılsa, ben ne derdim?  

Eğer bu hareketin aynısını, Konyaspor’lu bir oyuncu, Eren Derdiyok ya da Muğdat Çelik’e bile yapmış olsa, Penaltı değil derdim. 

Çok ama çok ağır bir karar.

Neden penaltı değil derdim?  Serdar Aziz’in hareketi bilinçli olarak topa doğru yapılmış, ve topa müdahale var.  Topu Konyasporlu futbolcudan resmen sökmüş almış.  Ayak yerden kalkmıyor, ve tabanla da bir müdahale yok.  Yani tehlike arz edecek bir şekilde de olmamış. 

Maalesef bu penaltının anında verilmiş olması; VAR’a gidip seyredilmemiş bile olması, bu son dönemlerde yaşadığımız üzücü olayların üzerine “çilek” olmuştur

Ha, sonrasında Serdar Aziz’in sinirine yenik düşüp topu hakeme fırlatmasını tasvip etmiyorum.  Ne oldu? Bir de kırmızı kart gördü.  Zaten eksiklikleri ile gündem olan takım, haftaya Beşiktaş maçına bir de Serdar Aziz’den yoksun çıkacak sahaya. 

Sinirini anlıyorum; haksızlığa uğradığını düşünüyor, ki bence de haksızlık çünkü çok ağır bir penaltı kararı.  Fakat o topu fırlatmayacaktı.  

İlk başta söylediğim şu iki kelime aslında bu uzun yazının özeti: Galatasaray kötü.

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar