TOLGA POZAM

TOLGA POZAM


İlaç gibi galibiyet

10 Kasım 2018 - 22:56 - Güncelleme: 10 Kasım 2018 - 23:02

Önemli bir gündü bugün.  Sadece Galatasaraylılar için değil, gönlü hangi takımdan yana olursa olsun, bu memleketin tüm evlatları için.  80 sene önce kaybettiğimiz Ata’mız, Ulu Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, sevgi, saygı ve özlem ile andık her 10 Kasım olduğu gibi.  Son 80 yıldır her gün olduğu gibi.  Atatürk aramızdan ayrıldı diyorlar, ama o ilelebet gönlümüzde yaşamaya devam ediyor.

Böylesine önemli bir günde; zor bir dönemden geçen Galatasaray için işler pek iyi gitmiyordu.  Kendi sahasında oynadığı Fenerbahçe maçını 2-0 kazanacak zannederken, 2-2 berabere kalması.  Ardından Almanya’da oynadığı Schalke 04 maçı sonucu bu sene Şampiyonlar Ligi’ne bir şekilde havlu atması.  Sakatlıklar ve cezalılar.

Merak edilen, kendi cezası sebebiyle tribünde oturacak Fatih Terim’in nasıl bir kadro ile sahaya çıkacağı idi.  Linnes, Nagatomo, Emre Akbaba, Eren Derdiyok, Fernando.  Hepsi ilk 11'de banko oynayacak futbolcu, hepsi sakat.  Hafta içi ceza alan Ndiaye, Donk ve Rodrigues de yok.  Fatih Hoca iki yoldan birini seçecekti, garanti yolu seçti.

Elde kalan “deneyimli” oyunculardan kurulu bir “mecburi” kadro ile sahada idi Galatasaray.  Mecburen de yapılsa; yani istemeden ama mecburiyetten de doğru verilen bir karar varsa, o karar neticede, niyetinden bağımsız olarak doğrudur.  Bu garanti takım da bir bakıma doğru bir karar oldu.

Arkada Ozan, Maicon, Serdar’dan kurulu defans, çok da hata yapmadan oynadı, Kayserispor ofansif hattına çok fazla tehlike yaratma fırsatı tanımadı.  Maicon ağır kalan bir oyuncu olsa bile, futbolu bilmesi dolayısıyla arkada işleri toparladı; Serdar ve Ozan ise defansın mücadeleci gücünü ortaya koyup atakları ağırlıkla kesen ikili oldular.

Benim dikkatimi çeken bugün Belhanda’nın gösterdiği performans oldu.  Geçmiş maçlara kıyas ile çok daha etkili, çok daha olumlu bir futbol oynadı.  Bunda da üç futbolcunun etkisi bugün çok önemliydi.  Selçuk, Feghouli ve Onyekuru.  Bugün şunu gördük ki, Belhanda ancak beraber oynadığı futbolcuların becerisi kadar becerikli bir futbolcu.  Takımı oynatabilen değil, oynayan bir takımda oynayabilen bir futbolcu.  Sorumluluk başkalarının omuzundayken daha etkili oynayan bir futbolcu. 

Ya da bu tespitim komple yanlış; çünkü hafta sonuna doğru çıkan haberlere göre Fatih Terim tarafından bileti kesildiyse, belki de kendini kurtarmak için çalıştı bugün.  Arap Yarımadası veya Çin’e transfer olmak istemediğinden.  Bunun için henüz erken olduğunu düşündüğünden silkelendi belki.  Bunu önümüzdeki maçlarda, o kadrolar ile nasıl oynadığına bakarak daha net görebileceğiz.

Gelelim, Selçuk, Feghouli ve Onyekuru’ya.

İki yıldır bas bas bağıra bağıra söylediğim bir şey var; Selçuk İnan bu takımın sadece kaptanı değil, saha içindeki direktörüdür.  Öyle doğru top kullanımları yapıyor ki, topu öyle güzel saklayıp, yeri geldiğinde oyunu yavaşlatıyor, ya da hızlandırıyor ki; oyuna bir futbol aklı getiriyor.  Selçuk “mecburiyetten” oynayanlardan, ama sanırım bugün, ne olursa olsun vazgeçilmez olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Lütfen attığımız ikinci golde Selçuk’un Onyekuru’nun önüne doğru attığı uzun pası tekrar tekrar seyredin.  Sene başından beri “iyi koşar” dediğimiz Onyekuru, hatta Rodrigues’in eksikliğini hissettiği toplardandı o asist.  Onyekuru da bugün çok başarılı bir performans sergileyerek, hanesine iki gol daha ekledi.  Şimdi yapması gereken, bu performansının sürekliliğini sağlamak

Ve Feghouli.  Uzun süre oynamayan ama bugün forma şansı bulup, bunu iyi değerlendirenlerden.  Oyun zekası, kabiliyetleri, bugün Galatasaray’a 3 puan olarak geri döndü.  İlk gol öncesi çalımları ve şutu, oyun içinde akıllı oyunu.  Selçuk ile birlikte orta sahaya futbol zekası getiren bir oyuncu oldu.  Son dönemlerdeki eksikliğinden dolayı, beklentimin çok ama çok üstünde bir performans sergiledi diyebilirim.

Bir ufak parantez de Ömer Bayram için.  Ömer hep iyi niyetle mücadele edip, bir türlü beklenen performansı sergileyemiyordu.  Bugün özellikle ofansif anlamda çok katkısı oldu.  Güzel oyununu da güzel bir gol ile süsledi.  Benim ümidim, her maç oyununun üstüne koyup; süreklilik sağlaması; bunun yanı sıra defansif özelliklerini de biraz daha geliştirebilmesi.  Nagatomo çok etkili evet, ama eğer Ömer doğru çalışır, yeteneklerini doğru şekillendirirse, Hakan Ünsal’dan bu yana eski etkisinde olmayan sol bek pozisyonunu canlandıracaktır. 

Yazımın başında “Fatih Terim garanti yolu seçti” dedim.  Açıkçası işe de yaradı.  Ancak işe yaramasaydı, benim de aklımda olan, gönlümden geçen B planım hazırdı.  Son 10 dakika oyuna giren Celil Yüksel ve Yunus Akgün.  Hatta Atalay BabacanOzan Kabak’ın ilk 11’e monte olduğu bu sene, ben daha çok genç ismin ilk 11e alınmasını can-ı gönülden istiyorum

Sene 1987, Mustafa Denizli altyapıdan 4 oyuncuyu A Takım'a alıp şans veriyor.  Bunlardan ikisi bugün Galatasaray efsaneleri arasında; İhsan Okay, Tugay Kerimoğlu, Bülent Korkmaz, Hüseyin Saraç.  Benim, ve bütün Galatasaraylılar'ın özlemi, altyapımızdan yeni oyuncular çıkartıp efsaneleşmelerini gözlerimiz yaşlı izlemek. Bunu yapabilecek en önemli isim de Fatih Terim.  Belki de bu yüzden Celil, Yunus ve Atalay’ın forma giymelerini büyük heyecan ile bekliyorum.

Kayserispor’a gelince. Ligde 13. Bugüne kadar 3 galibiyet, 3 beraberlik, 6 mağlubiyet almış.  Açıkçası oyunları ile bugün hayal kırıklığı oldular.  Kayserispor’dan hele ve hele kendi sahalarında daha efektif bir oyun beklerdim. Lige de, Fenerbahçe’yi deplasmanda 3-2 yenerek sükse ile başlamış bir Kayserispor, bugün pek varlık gösteremedi.

Tabi bunda ki ana sebep de, Galatasaray’ın mecburi 11’inin doğru oyunu ve mücadelesi idi.

Kötü giden bir dönemde, puan olarak liderin 4 puan arkasında olup farkın açılmaması gereken bu günlerde, sakatlıkların bol, cezalıların çok olduğu bu zamanlarda; alınan bu 3 puan, hele ve hele gol yemeden, dış sahada atılan 3 gol ile alınan bu 3 puan aranan ilaç oldu. Bir nebze de olsa Galatasaray ve Galatasaraylıya rahat bir nefes aldırmış oldu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum