Geçiş futbolu düellosu
Bir anlamda birbirine en çok benzeyen, bir anlamda da birbirinin panzehiri olan iki takım karşılaşıyor bu hafta: Galatasaray ve Başakşehir
Bir anlamda birbirine en çok benzeyen, bir anlamda da birbirinin panzehiri olan iki takım karşılaşıyor bu hafta: Galatasaray ve Başakşehir.
Bu iki takımın birbirlerine benzeyen ve ayrılan üç noktaları var: Kalecileri, santrforları ve oynadıkları geçiş futbolu.
Kaleci düellosuKalecilerden başlayalım. İkisi de ligin en az gol yiyen takımı. Başakşehir beş gol yedi bugüne dek, Galatasaray ise altı. Ancak bunu defansif kurgularının sağlamlıklarından daha çok kalecilerine borçlu her iki takım da.
Fernando Muslera’yla başlayalım. En temel özelliği korkusuz olması. Bu nedenle en kritik anlarda zihinsel olarak ayakta kalıyor. Birebirlerde ve kaleye karşıdan gelen toplarda çok etkili. Refleksleri ise mükemmel. 1.90’lık boyu refleksiyle birleşince uzama ve kaleyi kapatma kapasitesini maksimuma çıkartıyor. İki temel zaafı var. Her an oyunda değil. Bu nedenle çıkması gereken bazı pozisyonlarda zamanlama hataları yapabiliyor. İkinci eksikliği ise her ne kadar çalımcı da olsa, topu oyuna ayaklarıyla etkili sokamaması.
Ulusal takımın kalecisi Volkan Babacan da bazı açılardan Muslera’ya benziyor. O da oldukça soğukkanlı. Bu nedenle bir maçı ne kadar pozisyon yaşarsa yaşasın aynı yüz ifadesiyle başlayıp tamamlayabiliyor. Çok iyi olduğu iki konu var; refleksleri ve buna bağlı olarak uzama kapasitesi. Bu sayede doğrudan maç kazandırma yeteneğine sahip. Kötü olduğu kategori ise ayakları. Oyunu kurmaktan daha çok topu çoğunlukla ileri şişiren bir kaleci.
Santrforlar düellosuGalatasaray’la Başakşehir’i birbirine yaklaştıran ikinci unsur santrforları. Başakşehir Türkiye’nin en uzun boylu santrforuna sahip; 1.95 metrelik Mehmet Batdal. Eren Derdiyok da 1.91 metreyle Fernandao’dan sonra ligin en uzun üçüncü santrforu. Derdiyok’un en karakteristik özelliği hava hâkimiyeti. Bu alanda ligin en iyisi. Batdal ise 1.95’lik boyuna rağmen bileklerinin yumuşaklığı sayesinde havada değil yerde daha etkili.
İkisi arasındaki en belirgin fark Batdal’ın Başakşehir’in yaptığı etkili hücum preste başrol oyuncularından birisi olması ve rakip ataklarında topun arkasına geçmesinde görülüyor. Başka bir şekilde söyleyecek olursak Batdal, Derdiyok’a oranla daha çok oyunun içinde ve çoğu pozisyonda topun arkasına geçtiği için özellikle gol yollarında beslenmesi gereken bir santrfor kimliği çizmiyor. Etkinliğini yaptığı hücum presle bir anlamda kendisi yaratıyor Batdal. Derdiyok ise zaman zaman etkili pres de yapsa, daha çok rakip ceza sahasında etkili bir oyuncu. Bu açıdan takım arkadaşları tarafından beslenmeye Batdal’a oranla daha çok ihtiyaç duyuyor.
Geçiş hücumlarıGalatasaray’la Başakşehir’le birbirine yaklaştıran en temel benzerlik ise iki ekibin de geçiş hücumlarındaki yetkinlikleri. Ancak Başakşehir bu açıdan Galatasaray’dan bir gömlek daha iyi bir takım.
Bunun iki temel nedeni var.
İlki Başakşehir üçüncü ve ikinci bölgede etkili pres yapan bir takım. Bu sayede rakiplerinden kolayca top çalabiliyorlar ve böylece kolayca ve hızla hücuma çıkabiliyorlar. Galatasaray ise her ne kadar istatistiklerde ligin en çok ikili mücadele kazanan takımı olarak görünse de etkili pres yapamıyor.
İkinci neden ise şu: Başakşehir topla hızlı oyuncu bakımından ligin en verimli kadrosuna sahip: Edin Visca, Marcio Mossoro ve Cengiz Ünder. Bunun yanı sıra benzer özelliklere sahip Hakan Özmert, Doka Madudeira gibi rotasyon oyuncularına da sahip Başakşehir. Özellikle Visca ve Mossoro top sürme süratlerinin yanı sıra lateral (yatay) hıza da sahipler. Bu sayede rakip defans oyuncularını dikey olarak geçmeden de etkisiz duruma düşürebiliyorlar. Henüz çok genç olan Cengiz Ünder de yatay hızda oldukça iyi. Ünder sol ayağıyla yaptığı bitirici vuruşlarda da ligin en iyilerinden.
Galatasaray’da ise topla hızlı olan sadece iki oyuncu var: Bruma ve Yasin Öztekin. Son Adanaspor karşılaşmasından sonra Öztekin’in kadro dışı bırakılması nedeniyle Galatasaray Başakşehir karşısına topla hızlı olan tek oyuncuyla çıkacak: Bruma.
Başakşehir ikinci ve zaman zaman üçüncü bölgede yaptığı etkili presle kazanılan topları Visca, Mossoro ve Ünder’in hızları ve rakip eksiltme yetenekleriyle birleştirerek bugüne kadar birçok geçiş hücumu golü attı. Ligde en çok gol atan takım unvanına sahip olan Başakşehir’in 22 golünün dokuzu geçiş hücumlarından geldi. Demek oluyor ki Başakşehir yaklaşık olarak attığı her iki golün birini geçiş hücumlarına, yani defanstan en hızlı ve etkili biçimde hücuma çıkmasına borçlu.
Galatasaray’ın geçiş hücumlarından attığı gol sayısı beş. Galatasaray bu beş golün dördünü deplasmanda, birini ise kendi sahasında attı.
Rakip ceza sahasında oynamaBaşakşehir’in Galatasaray’a göre daha iyi olduğu birkaç kategori var. Bunlar rakip ceza sahasında ve hücum bölgesinde daha çok topla oynama ve orta sahada daha az topla oynama kategorileri.
www.tr.matchstudy.com verilerine Başakşehir ligde yüzde 21.4’le rakip ceza sahasında en çok topla oynayan takım unvanına sahip. Galatasaray ise bu kategoride 18.8’le dördüncü sırada.
Başakşehir’in hücum bölgesinde topla oynama oranı ise 24.8, orta sahada ise yüzde 43.5. Başka bir deyişle Başakşehir atak olgunlaştırmak için birinci ve ikinci bölgelerde çok sayıda pas yapmak yerine orta sahayı hızla geçmeye dayanan bir oyun stratejisine sahip. Galatasaray ise bu kategorilerdeki yüzdeleri ise sırasıyla 24.4 ve 53.5.
Bu da gösteriyor ki Galatasaray Başakşehir’e oranla topla orta sahada daha çok, hücum bölgesinde ise daha az oynuyor. Sadece bu istatistikler bile Başakşehir’in geçiş hücumlarında çok daha iyi bir takım olduğunu net olarak gösteriyor.
Bu kapsamda belirtilmesi gereken bir şey daha var. Topa sahip olmada yine www.tr.matchstudy.com verilerine Galatasaray yüzde 60.4’le ligin en iyisi. Başakşehir ise bu kategoride yüzde 49.6’yla lig sekizincisi.
Kolektif olgunlukPeki nasıl oluyor da Galatasaray’a oranla topa daha az sahip olan Başakşehir, hem rakip ceza sahasında, hem de hücum bölgesinde Galatasaray’a oranla daha çok topla oynayabiliyor?
Nedeni basit; Başakşehir’in takım organizasyonunda roller ve görevler çok belirli. Neredeyse kimin nereye ve ne zaman koşu yapacağı, topun kiminle, nerede ve ne zaman buluşturulacağı bile çok öncesinden belli Başakşehir’de. Bir makine düzeninde oynuyorlar ve kolektif olgunlukları da üst düzeyde. Bu da Başakşehir’i rakip ceza sahasında her türlü bencillikten uzak biçimde en uygun olan takım arkadaşını aramaya ve ona pas vermeye yöneltiyor. Sonuçta da Galatasaray’a oranla hücum bölgesinde ve rakip ceza sahasında topla oynamak bakımından daha iyi bir yüzde yakalıyorlar.
Bilindiği gibi kolektif olgunlukta Galatasaray oldukça ilkel bir durumda. Bunun nedeni Galatasaray’da çoğu futbolcunun gol bölgesinde futbolun bir takım oyunu olduğunu unutacak denli bencil olması. Özellikle hücum bölgesinde ve rakip ceza sahasında ekstra pasın neredeyse hiç tercih edilmemesi ve kalenin görülünce şut atılması nedeniyle birçok atağı finalize edemiyor Galatasaray. Bu da gole ulaşmak için en etkili alan olan hücum bölgesi ve rakip ceza sahasında topla daha az oynamasına neden oluyor. Dolayısıyla Başakşehir’le Galatasaray bir anlamda aynı mıknatısın ters kutupları gibi.
Yan toplar zaafıZaaflarına gelecek olursak: Galatasaray’ın en temel zaafları duran top organizasyonları ve geçiş savunması. Yani hücuma çıkarken yenilen baskı nedeniyle hızlı rakip ataklarında eksik ve tertibatsız yakalanması.
Başakşehir’in en temel zaafları da Galatasaray’ınkine benziyor. Özellikle yan toplarda alan paylaşımında hata yapıyorlar Başakşehir defans oyuncuları. Üstüne biraz da yavaşlar.
Her iki takımın zaaflarını karşılaştırdığımızda maç Başakşehir’in geçiş hücumlarını çok iyi yapan oyun karakteriyle Galatasaray’ın zayıf olduğu geçiş savunması arasındaki dengede şekillenecek. Bu açıdan Galatasaray’ın geçiş savunmasında zaafiyet göstermesi muhtemelen maç öncesinde Jan Olde Riekerink’in (JOR) canını sıkıyor olmalı. Biraz açacak olursak; Galatasaray ligde kendi sahasında oynadığı dört maçta sadece iki gol yedi, ancak bu iki gol de (Antalyaspor ve Trabzonspor) hücum çıkarken kaptırılan top sonrasında geçiş savunmasında yapılan hatalardan kaynaklandı. Antalyaspor karşısında 1-0 geriye düşen Galatasaray maçı çevirebilmişti ama aynı şeyi Trabzonspor karşılaşmasında yapamadı ve 1-0 yenildi. Bu nedenle JOR’un hafta içi yapılan taktik antrenmanlarda geçiş savunması üzerinde takımı çalıştırdığını düşünebiliriz.
JOR’un muhtemel hamleleriAynı kapsamda JOR’un Tolga Ciğerci’nin cezalı olması nedeniyle takımın defansif kurgusundaki sertliği artırmak için orta sahada Selçuk İnan ve Nigel de Jong’un yanı sıra Wesley Sneijder’a oranla geriye daha çok geriye koşan Josué Pesqueira’ya, ya da sürpriz biçimde Hamit Altıntop’a görev vermesini bekleyebiliriz. Böylece hücum hattını Sneijder, Bruma ve Derdiyok’tan oluşturarak daha kompakt bir takımla rakip karşısına çıkmayı deneyebilir JOR. Yine benzer biçimde rakip forvet hattındaki üç hızlı oyuncuyla mücadele edebilmek için defans dörtlüsünü Semih Kaya, Aurélien Chedjou, Hakan Balta ve Lionel Carole’den oluşturabilir JOR.
Galatasaray öncesinde Abdullah Avcı’nın başını ağrıtan iki şey olmalı. İlki Alexandru Epureanu’nun oynamayacak olması. Bu futbolcunun yerinde oynayacak Bekir İrtegün’ün zihinsel olarak Arena’daki maçta zorlanması mümkün görünüyor. Avcı’nın düşündüğü ikinci zorluk da Emre Belözoğlu olmalı. İrtegün gibi Belözoğlu’nun da Arena’daki atmosferden olumsuz etkilenmesi imkân dahilinde.
Büyük takım kimliğiÖzetle Başakşehir bir anlamda Galatasaray’a benziyor, bir anlamda da onun panzehiri gibi. Bu açıdan Galatasaray-Başakşehir maçı bir yandan ikili düellolara sahne olacak, Muslera-Babacan, Derdiyok-Batdal ve Visca / Mossoro / Ünder-Bruma düelloları gibi. Bir yandan da geçiş hücumu düellosuna.
Başakşehirli futbolcular zihinsel olarak ayakta kalmayı başarırlarsa Avcı’nın ekibinin Galatasaray’ı yenmesi sürpriz olmaz. Başakşehir, ilk golü atması durumunda karşısında daha çok açık verecek bir Galatasaray bulacağı için ligin en iyi hücum geçişi yapan ekibi olma karakterini daha çok sahaya yansıtabilir oyunun geri kalan bölümünde.
Galatasaray’ın en önemli avantajı ise büyük takım kimliğine sahip olması. Büyük takım kimliği, zor zamanlarda geri adım atmadan oyuna karakter koyan bir futbolcu grubuna sahip olmak anlamına gelir. Bunun dışında Galatasaray maçın başında öne geçme fırsatı bulursa geçiş futbolu avantajının Başakşehir’den JOR’un oyuncularına geçeceğini de söylemeliyiz.
Geçiş hücumları dışında, yan toplar ve duran toplardan gol(ler) izleyebileceğimiz bir maç bekliyor bizi.
3 Kasım 2016 - futboo.com