Bir tarafta son üç yılın şampiyonu ve birçok yönüyle doymuş bir takım..
Diğer tarafta son dört yılın ikincisi ve her yönüyle başarıya aç bir takım..Bu iki takımın 80 bin taraftar önünde, rüzgarlı ve yağmurlu bir havada oynadıkları finalin bu kadar tek taraflı geçeceğini düşünmemiştim..
Sadece Osimhen'in yokluğu değildi Galatasaray'ı etkisiz kılan..
Ayağının tozuyla ilk maçına çıkan Guendouizi'nin takıma kattığı enerji, çabuk düşünme ve hızlı oynama mantığı Fenerbahçe'yi orta sahanın hakimi kıldı..
Tedesco'nun örgülü savunma anlayışı Galatasaray'ın iki etkili kanat oyuncusu Sane ve Barış'ı kilitledi..
Uzak bir şutla gelen gol sonrası Fenerbahçeli oyuncuların özgüveni yükseldi ve maçı kazanacaklarına inanarak mücadele ettiler.. Galatasaray da bir o kadar oyundan düştü..
Bu maç önemli bir derbi, önemli bir finaldi.. Ama asıl önemlisi Fenerbahçe'nin lig liderini. net bir oyun, net goller ve net bir skorla mağlup etmesiydi..
Okan Buruk da maç öncesi Musaba'yı kilitlemeyi planlamıştı ve bunda kısmen başarılı oldu.. Hollandalı oyuncu bire birlerde Eren'den kurtulsa bile etkili alana fazla top taşıyamadı..
Tedesco'nun 90 dakika boyunca kenardan oyuncularıyla iletişim halinde kalması ve top kayıplarında sonra sürekli geri koşmalarını istemesi tribünden gözüme çarpan en önemli unsurdu..
Sonuçta bir uzak şut ve bir duran topla golü buldu Fenerbahçe.. Oysa 4-5 tana net pozisyon yakaladı ama bunları değerlendiremedi..
Transfer sezonunda Sörloth ya da Lookman hamlesi gelecek gibi duruyor.. Saha içinde bu kadar fazla silahı olan bir takım bu iki oyuncuya ya da en az birine sahip olursa üç kulvarda da mutlu son yaşayabilir..
Bu önemli galibiyetin ve kazanılan kupanın takımı rehavete sokmadan Alanyaspor ve Aston Villa maçlarından da iyi sonuçlar almak gerek..
Şampiyonlar Ligi'nde işi zorlaşan Galatasaray ise dar bir kadroyla oynuyor ve Sane-Barış ikilisi durduğunda duruyor..
Finali iyi ve hatasıza yakın yöneten Halil Umut Meler'i de tebrik edrim. Umarım kendisini Dünya Kupası'nda da izleriz..

