Ooo! Çok teşekkürler Alex!

A Milli Takım'ın uluslararası turnuvalarda daha düzenli bir şekilde yer alamamasını, yer aldığı organizasyonlarda ise grup aşamasından öteye gidememesini önemli başar

Ooo! Çok teşekkürler Alex!
18 Kasım 2016 - 09:00

A Milli Takım'ın uluslararası turnuvalarda daha düzenli bir şekilde yer alamamasını, yer aldığı organizasyonlarda ise grup aşamasından öteye gidememesini önemli başarısızlıklar olarak addediyorsak, bunda Gheorghe Hagi'nin payı çok büyük.

1996 yılında transfer olduğu Galatasaray'ın kaderini değiştirmekle kalmadı, Türk futbolunun çehresini de değiştirdi Hagi. Sarı kırmızılı renklere gönül verenlerin dışında, diğer takım taraftarları da ne kadar büyük bir futbolcuyu Türkiye'de izliyor olduklarının hep farkında oldular. Her ne kadar itiraf etmeleri biraz zaman almış olsa da...

Hagi sadece saha içerisinde ortaya koydukları ile yükseltmedi Türk futbolunun profilini, attığı imza ile Türkiye futbol liglerine adımını atmış en kariyerli oyuncu oldu. Özgeçmişinde Real Madrid ve Barcelona yazan bir yıldızdı neticede. Hagi hem beklentilerimizi yükseltti, hem de Türk futbolunun Avrupa'daki konumunu. Elbette, bunu tek başına yapmadı ama aslan payı hep ona aitti. 

Hafta sonu oynanacak büyük derbi öncesi, Goal Türkiye olarak Romanya'nın saygın gazetelerinden Sporturilor'dan Daniel Nanu aracılığıyla efsaneye ulaşıyoruz. Soracak çok sorumuz var.

Türkiye'deki teknik direktörlük kariyeri, futbolculuk kariyeri kadar parlak olmadı belki Hagi'nin. Rumen efsane ile yaptığımız söyleşiye, Galatasaray'dan bu yana hayatında nelerin değiştiğini sorarak başlıyoruz.

"Artık çok daha zenginim. Zenginlik derken, hem tecrübe anlamında zenginim, hem de artık yüzlerce çocuğum var. Hagi Akademi'de futbol oynamayı öğrenen çocuklar. Başlangıçta bu futbol okulunun sadece sahibiydim ama sonra burada hocalık da yaptım. Daha sonra, Romanya 1. Ligi'nde oynayan Viitorul'un teknik direktörlüğünü yapmaya başladım.

Bu takımla bu sezon Avrupa Ligi'ne katılma hakkı elde ettik. Galatasaray'dan ayrıldığımdan bu yana çok fazla şey öğrendim. Artık büyük işler başarmaya ve kupalar kazanmaya hazır olduğumu söyleyebilirim. Galatasaray'a imza attığım andaki hislerime şu an da sahibim. Kazanmak istiyorum."

Kazanma arzusu, Hagi'yi en iyi tanımlayan şeylerden biri. Peki bu arzuyla geçip giden yıllardan en çok hangisinin daha iyi olduğunu düşünüyor?

"Bu soruya yanıt vermek benim için zor. Steaua Bükreş ile 1988-89 sezonunda çok başarılı bir dönem geçirdim. Şampiyonlar Ligi finalinde Milan'a karşı oynamıştık. Real Madrid'deki ikinci yılım da iyiydi. Galatasaray'da da birbirinden güzel 5 yıl geçirdim ama Türkiye Ligi'ni, Türkiye Kupası'nı, UEFA Kupası'nı ve UEFA Süper Kupa'yı kazandığımız 2000 sezonu bambaşkaydı.

Kariyerimi ikiye ayırıyorum: Kulüp takımlarındaki kariyerim ve milli takım kariyerim. Romanya formasını 18 yıl boyunca giydim - yani tüm futbol kariyerim boyunca. Milli formayla en iyi anımı, 1994'te yaşadım. Dünya Kupası çeyrek finalinde İsveç'e penaltı atışlarıyla elenmiştik. Ülkemize döndüğümüzde birçok insan beni turnuvanın en iyi oyuncusu ilan etmişti. Kolombiya ve Arjantin'e muhteşem goller atmıştım. Yarı finale ya da finale çıkamadığımız için, turnuvanın oyuncuları sıralamasında üçe - dörde düşmüştüm."

"GALATASARAY'A KENDİMİ ÖNEREMEM"

Galatasaray'ın 2000 yılında elde ettiği başarıya az da olsa yaklaştığımız zamanlar oldu. Hem Galatasaray, hem de Fenerbahçe Devler Ligi'nde çeyrek finale kadar yükseldiler ama bir sonraki aşamaya geçemediler.

Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe finali sadece bir maçla kazandı. Bu yıl grup aşamasında yenilgisiz olan Beşiktaş'tan, elverişli bir kuranın da yardımıyla, sürpriz bir başarı bekleyenler de yok değil.

Peki 2000 yılında Türk futbolu adına gerçekleşen masal gibi başarının, tekrar etmesi imkansız mı? Hagi'nin cevabı biraz esprili:

"Türk futbolunun muazzam bir potansiyeli var. Elbette, kulüp düzeyinde bir Avrupa kupası zaferini yeniden yaşayabilirsiniz... Benim çalıştıracağım bir takımla! (Gülüyor)"