''Katar hakkında konuşmalıyız''

Finlandiya Milli Takım kaptanı Tim Sparv, Katar'da düzenlenecek 2022 Dünya Kupası hakkında etkileyici bir yazı kaleme aldı.

''Katar hakkında konuşmalıyız''
26 Eylül 2021 - 07:06 - Güncelleme: 26 Eylül 2021 - 07:50
2022 Dünya Kupası, Katar'da düzenlenecek. Peki biz Katar'da nelerin yaşandığını biliyor muyuz? Ölen işçiler, rüşvetler haberleri çıkıyor ama aslında orada neler oluyor?

Finlandiya'nın kaptanı Tim Sparv, The Players Tribune için konuyla ilgili bir yazı kaleme aldı. Sparv'ın kaleminden 2022 Katar Dünya Kupası yazısını sizler için çevirdik;

"Lütfen konuşalım, konuşmaya devam edelim"

Tüm futbolcular, teknik direkörler ve futbol federasyonları. Tüm taraftarlar ve tüm gazeteciler... Hatta insan haklarını savunan tüm kişiler. Lütfen Katar Dünya Kupası hakkında konuşalım, konuşmaya devam edelim. Göçmen çalışanların sesi olalım. Katar ve FIFA'ya baskı uygulayalım. Neden mi? Çünkü işe yarayacak, inanın bana. Ve tüm çalışanlar size teşekkür edecek. 

Son 2.5 yılda Katar'daki durumları öğrenme şansım oldu. Uzman değilim ama Finlandiya Milli Takımı kaptanıyım. İşçilerin hayatlarına mal olan stadyumlarda oynayabileceğimi biliyorum. Bu yüzden daha fazlasını bilmek istedim. Göçmen işçiler ile konuştum. Size şu kadarını söyleyebilirim: Birinin onları desteklediği ve güçlendirdiği gerçeğini takdir ediyorlar ve cesaretleniyorlar.

"Kahretsin, çok geç uyandık!"

Bu yazıyı çok geç yazdığımın farkındayım. Hala düşünüyorum, 5 sene önce bu konuyu ele alamaz mıydık? Belki bazı kararları değiştirebilir, göçmen çalışanların koşullarını iyileştirebilirdik. Belki bazı hayatları kurtarabilirdik. Kahretsin, çok geç uyandık! 

Yine de bazı hayatları iyileştirebiliriz. Gelecekte daha iyi kararların alınacağından emin olabiliriz. Bunun için de dikkatleri Katar üzerinde tutmak lazım. Herkesin bunun hakkında konuşması lazım. Bunu yapmanın birçok nedenden dolayı zor olduğunu biliyorum. Şahsen ben de yıllardır uyuyordum. 

"Benim göremediğim şey ne? Katar'da neler oluyor?"

Ocak 2019'da Finlandiya ile Katar'a antrenman kampına gitmemiz ben de bir şeyleri değiştirdi. Oyuncularımızdan Riku Riski etik nedenlerle seyahat etmeyi reddetti. İlk kez böyle bir şey gördüm. Şaşırdım ama Riski'nin çok iyi bir insan olduğunu da biliyordum. Bu yüzden düşünmeye başladım. Benim göremediğim şey neydi? 

Katar'da gerçekten neler olup bittiğinden habersizdim. Dünya Kupası'nı Katar aldığında araştırmalar yapıldığından emindim. Elbette, ilk önce dünyanın en büyük futbol turnuvası için küçücük bir çöl ülkesi seçmek biraz garip gelmişti. Ama muhtemelen bir planları vardı değil mi? 

Ama sonra insan hakları ihlalleri ve göçmen işçilerin sömürülmesi hakkında yazılar okumaya başladım. Birçok insanın bununla ilgili olabileceğinden şüpheleniyorum. Birçoğu hala uyuyor...

"İnsanlar orada ölürken bizim düşündüğümüz şey..."

Katar'a gittiğimizde, başka pek çok şeye kafayı takıyordum. Katar'da göçmen işçiler acı çekerken ve hatta ölürken ben ise orta saha ile savunmamız arasındaki mesafe hakkında endişeleniyordum. 

Riku büyük resmi görmüştü. İskandinav basını Katar hakkında çok şey yazdığı için bize sorular sormaya başladılar. Neden buradasınız, neden Riku gelmedi gibi sorular... Bunlar yüzleşmesi zor sorulardı. Bir politikacı gibi kamera karşısında bu sorulara cevap vermemiz bekleniyordu. Biz sadece futbol oynamak için oradaydık.

Katar'da kaç göçmen işçinin öldüğünü biliyor musunuz? Hepimiz için rahatsız ediciydi. Aslında iyi bir cevabımın olmadığını da farkettim. Kafamda sorular oluşmaya başlamıştı. Gerçekten yapmamız gereken bu mu? Burada olarak aslında bir rejime katkıda mı bulunuyorduk?

Katar'da daha fazla kamp yapmamaya karar verdik. Ama yine de rahatsız hissettim. Belli ki önemli bir şeyler oluyordu. Anlamak için yeterince zaman harcamamıştım. Daha fazlasını öğrenmek için FIFPRO ile iletişime geçtim. Bana Katar yasaları, son reformlar ve ülkedeki işçiler için hayatın gerçekte nasıl olduğu hakkında birçok bilgi verdiler. Gerçekte neler sakladıklarını anlamama da yardımcı oldular. 

"Tüm bunları okuduktan sonra nasıl kayıtsız kalınır?"

Uluslararası Af Örgütü, Katar'ın son on yılda binlerce göçmen işçinin ölümünü gerektiği gibi soruşturamadığını ve ölenlerin ailelerine tazminat verilmediğini bildirdi. The Guardian, Aralık 2010'da verilen Dünya Kupası'ndan bu yana Katar'da 6.500'den fazla işçinin öldüğünü yazdı. Görünüşe göre önemli bir kısmı Dünya Kupası nedeniyle oradaydı. Bunları okuyup hala bu konuya nasıl kayıtsız kalabilirsin ki? 

Katar, çalışma yasalarının iyileştirildiğini söyledi ama bu yasaların da uygulanmadığı ortaya çıktı. İşçiler, yasaların tam olarak uygulanmasını ve bunun 2022'den sonra da devam edeceğinin garantisini istiyorlar. 

Bir kadın işçiyle konuştum. Hayal kırıklığına uğramış ve kızgındı. Bana hiç tatil yapmadan günde 16 saat çalışmak zorunda olduğunu söyledi. Ayrıca bir kadın işçinin şikayetçi olması durumunda polisin her zaman işverenin yanında yer alacağını söyledi. Burada tecavüz iddiaları gibi şeylerden bahsediyoruz! Bunlar korkunç iddialardı ama yine de bu kadınlar dinlenmiyordu bile. Bunu duymak acımasızdı.

"Bizim için hayat kolay, kazanan bileti aldık"

Bu konuları öğrendiğimde çaresiz hissettim çünkü çok daha fazlasını yapmak istiyordum. Bu işçiler neden bizim kadar şanslı değildi? Hayatın gerçekten bir piyango olduğunu düşünüyorum. Finlandiya'da büyüdüğüm için şanslıydım. Katar'daki işçiler, biz İskandinav ülkelerinden çok daha fazla mesai harcıyorlar. Bizim için hayat kolay. Biz kazanan bileti aldık. 

FIFA'nın Katar'a Dünya Kupası'nı neden verdiğine dair hâlâ çok sorum var. Bu kadar küçük bir grup insan nasıl milyonlarca insanın hayatını etkileyecek bir karar verebiliyor? İnsan hakları uzmanları nerede? 

"Biz bir servet karşılığında satılan ürünüz"

O zamandan beri FIFA'da bazı şeylerin değiştiğini takdir ediyorum. Katar'a oy veren, rüşvet alan, rüşvet alan birçok kişi kovuldu. 2026 Dünya Kupası verilmeden önce FIFA, ihale sürecinde insan haklarını ve çevre korumasını dikkate alacağını da söyledi. Ama yine de bize oyunculara daha büyük bir rol verebilirler. Biz, onların bir servet karşılığında sattığı bir ürünüz. Kimse bize söyleme zahmetinde bile bulunmuyor. Haberlerde Katar'da oynayacağımızı öğreniyoruz! 

Çok fazla genç oyuncunun öne çıkmasını beklemiyorum. 17 yaşındaki birinin okuldan çıkıp 50.000 kişinin önünde oynaması zor. Onları aslanın kafesine atıyoruz ve hayatta kalmalarını umuyoruz. Çılgınlık! Ayrıca her futbolcunun bu konuları konuşmak istememesine de saygı duyuyorum. Bazıları sadece futbola bağlı kalmak isteyecektir. Bir oyuncunun belirli ülkelerin siyaseti hakkında konuşması durumunda başının belaya girebileceğini hepimiz biliyoruz. Çıkarları zarar görmüş sponsorlar da olabilir. 

"Bazılarının başı belaya girebilir!"

Katar gibi konularda konuşurlarsa başlarının büyük belaya gireceklerini bilen oyuncular tanıyorum. Onlar korkuyorlar! 

Ne yaparsan yap, her zaman bir tepki olacak. Finlandiya milli takımı diz çöktüğünde Twitter'da daha önce hiç olmadığı kadar çok suistimal gördüm. Ama bu beni pek rahatsız etmedi çünkü ırkçılık karşıtı bir kampanyanın parçasıydık. Finlilerin çoğunluğunun bunu desteklediğini biliyorum. Fin toplumunun daha küçük bir kısmı aynı fikirde değilse, öyle olsun. Katar siyasi bir konu bile değil, insani bir konu. Başka bir şey yoksa, vurgulayın. İnsanların dikkatine sunun. Bir şey söylemek, hiçbir şey söylememekten çok daha iyidir.

"Ne kadar gücümüzün olduğunun farkında mısınız?"

Bu konuda Avrupa'da ABD'nin gerisinde olduğumuzu hissediyorum. LeBron James ve Megan Rapinoe'nun yaptıklarını burada daha çok görmek isterim. Ben sadece Finlandiya'dan bir hiçim. Ama hepimizin Katar ve ötesi gibi konular hakkında konuşmaya başladığımızı hayal edin. Futbolcular olarak ne kadar gücümüzün olduğunun farkında mısınız? Kesinlikle oyunun kurallarını değiştirebilirdik.

Marcus Rashford'u alkışlamak zorundayım. Onun yaşındayken ben daha bebektim, o ise bu yaşta ülkesini değiştiriyor. Şimdiden yaptıkları ile bir ikon. Umarım oyuncular onun izinden gider. 

Ayrıca LGBT çiftlerin çocuk evlat edinmesini fiilen yasaklayan Macar yasasına karşı çıkan Macar kaleci Peter Gulacsi de var. Birçok insan tarafından eleştirileceğini biliyordu. Eleştirildi de... Yine de yaptı. 

Finlandiya kampında neler yapabileceğimizi tartışıyorduk. Şahsen şu anda boykot etmenin çözüm olduğunu düşünmüyorum. Ama yapabileceğimiz şey tartışmayı sürdürmek. Norveç, insan haklarına saygı gösterilmesini talep eden tişörtler giydi ve Danimarka, Almanya ve Hollanda da aynısını yaptı. Bunlar, televizyonda canlı yayına çıkan takımlar ve futbolcular! İhtiyacımız olan şey bu.

"İnsanları artık uyandıralım!"

Herkesin şu anda neler olduğunu bildiğinden emin olmamız gerekiyor. İnsanları uyandıralım! Eminim sadece Finlandiya'da Katar'da neler olup bittiği hakkında hiçbir fikri olmayan birçok insan vardır. Katar hükümeti bu hikayeleri okuyor mu? Etkileniyorlar mı? Bence öyleler. İşçilerle konuştuğumda, bu konuya dahil olduğumuz için çok mutlu olduklarını söylediler. 

Oyuncular olarak sahip olduğumuz ayrıcalığı ve platformlarımızın gücünü bir düşünün. Bu işçiler aynı ayrıcalığa sahip değiller. Hikayelerini anlatarak ve birlikte sesimizi yükselterek onlara destek olabiliriz. Cesaretini toplayabilirsen bilgilen, dahil ol ve sesini yükselt! 
Belki bazı insanlar sesinizi yükselttiğiniz için sizi suistimal edecek. Belki cevaplamanız gereken birçok soru olacak. Ama bu Dünya Kupası'nın tarihi yazıldığında, doğru tarafta olacaksınız...

--------------

YORUMLAR

  • 0 Yorum