Her şey para mı Paris SG?

Son 9 yılda 1,099 milyar sterlin bonservis harcaması yapan Paris Saint Germain, asıl hedefi olan Şampiyonlar Ligi kupasına kavuşamadı.

Her şey para mı Paris SG?
26 Ağustos 2020 - 02:00

FUTBOO | Çoğumuz, özellikle şu son yıllarda, 'Ah bir zengin olsam...' diye başlayan cümleler kuruyoruz. Tabii bu durum futbol dünyası için de geçerli. Daha çok para, daha çok transfer, daha iyi kadro ve daha çok kupa demek oluyor. Son yıllarda en çok para harcayan takımların başında gelen Paris Saint-Germain'de de asıl hedef şüphesiz Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuydu.

Kulüp Arap zenginlere satıldıktan sonra Fransa'yı domine etti, son 9 senenin 8'ini şampiyon tamamladı. Şampiyon olduğu senelerde de genelde en yakın takipçisine fark atıp haftalar öncesinde şampiyonlukları garantiledi. Bu zaten beklenen bir şeydi. Takım değerleri arasında büyük bir uçurum var. Ancak lokallikten çıkıp devler arenasına girince iş öyle kolay olmadı.



Transfer piyasasını değiştiren kulüp

Son 9 yılda 1,099 milyar sterlin bonservis harcaması yapan bir kulüpten bahsediyoruz. 222 milyon euro ödeyerek Neymar'ı transfer edip futbol piyasasını kökünden değiştiren bir kulüp PSG. Transferdeki üst limiti başlı başına değiştirdiler. 100'ler, 110'lar pahalı derken 222 vererek 'Bir saniye beyler, para bende' mesajı verdiler. Parayı veren düdüğü çalıyor... Dünya futbol tarihinin bir futbolcuya en çok para veren kulübü, Kylian Mbappe için de 145 milyon euro kasasından çıkartmıştı. 30-40 milyonlar, onlar için çerez parası ki ligde mücadele ettikleri bazı takımlar, o paralarla tüm kadroyu kurmak zorunda kalıyor.

Paralarla dolu geçen 9 yılda PSG'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki en büyük başarısı bu sene gerçekleşebildi. Finale kadar geldiler ancak finalde Bayern'e mağlup olarak bir kez daha Şampiyonlar Ligi hayalini ertelediler. 



Kulüp kültürü denilen şey...

Peki her şey para mı? En çok ben harcayayım, en çok ben başarılı olayım diye bir düşünce oyunlarda bile mümkün olmuyor. Kadro yapısı, teknik direktör uyumu tabii ki önemli ama belki de en önemlisi kazanma alışkanlığı. Benzer durumu Manchester City'de de görüyoruz. Ligde şampiyon oluyorlar ama Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final ötesini göremediler. Başlarında Pep Guardiola gibi biri varken bile... Kulüp kültür yapısı bambaşka bir durum. Müzenizde hayal ettiğiniz şampiyonluk kupalarını görmek, başlı başına bir motivasyon kaynağı. Ne kadar paranız olsa da asıl istediğiniz şeyi başarmak için bir zamana ihtiyaç duyabiliyorsunuz. 

Zamanla öğrenilen sorunlar

PSG, en azından finale çıkarak 'kazanma alışkanlığı' konusunda bir adım ileriye gitti. Sonuçta kaybederek de bir şeyler kazanabiliyorsunuz. Geçmiş yıllarda da örneğini çok gördük. Chelsea, Bayern gibi finalde kaybeden takımlar, daha sonra finali kazanıp kupayı müzelerine götürdüler. Thomas Tuchel ile de iyi bir uyum yakalanmış gözüküyor. Zaten Neymar, Mbappe'yi anlatmaya gerek yok. 

Yıldızları kontrol altına almanın zorluğu...

Yıldız ve zengin futbolcular da zaman geçtikçe kulübü daha çok benimsediler. Final sonrası Neymar'ın ağlaması bile iyiye doğru bir işaret. Ne kadar kazanmak istediğini gösteren bir şey. Aynı Neymar, geçen sene 'ayrılacağım ben' diye sorun çıkartan bir futbolcuydu. Siz 222 milyon euroya Neymar'ı getirseniz de onu kontrol edebilmeyi de bilmeniz gerek. Şu son 2 yılda Neymar, pek de kontrol edilir birisi değildi. Parayı harcamak, yeteneği getirmiyor. Yeteneği de işlemek gerek.

İyiye doğru bir işaret

Ne kadar para harcasanız da para, her şey demek değildir. PSG bunu gösterdi. Son 9 yılda 1 milyar euronun üzerinde verilen bonservis ücretleri asıl başarıyı getirmese de PSG, bir şeyler öğrenmeye, gelişmeye devam ediyor. Son Şampiyonlar Ligi serüveni doğru yolda olduklarını gösterdi. Başarıyı istediklerini göstermek, kenetlenmek, takım içindeki uyum gibi. 9 yılın sonunda bir gelişme... 

YORUMLAR

  • 0 Yorum